Bu makale, Belçikalı psikolog J.J. Van Biervlit tarafından Wundt’un Leipzig’deki laboratuarını tanımlamak için oluşturulmuştur ve J.J. Van Biervlit’in görüşlerini kapsamaktadır. Wundt’un Leipzig’deki çalışmalarıyla ilgili, laboratuarıyla ilişkili olarak yayınlanmış belgelere pek rastlanmamaktadır, Belçikalı iki psikolog bu doğrultuda yazı yayınlamışlardır. Bunlardan biri olan Georges Dwelshauvers, Wundt’un süpervizörlüğü altında deneysel bir çalışma yapmış ve bunun sonuçlarını monografi olarak yayınlamıştır. Ancak, Wundt’un laboratuar ve araştırmalarıyla ilgili en detaylı çalışmaların Jules Jean Van Biervlit tarafından yapıldığı ve yayımladığı görülmektedir.
Wundt, yaklaşık olarak 40 yıl boyunca olağanüstü bir çalışma sergilemiş, sonrasında kendi laboratuarını kurmuş, bir bilim olarak deneysel psikolojiyi ve laboratuarının haberlerini de yayınladığı makalelerle ve kitaplarla duyurmuştur. Wundt’un yayılan ünü ve laboratuarı, pek çok kişiyi onunla çalışmak üzere Leipzig’e çekmiştir. Öğrencilerinin büyük bir kısmı genelde bir ya da iki dönemliğine deneysel teknikleri öğrenmek üzere eğitim alıp, sonrasında kendi üniversitelerine dönmüşlerdir. Politik ve kurumsal pek çok sebebe bağlı olarak, ana dili Fransızca olan ülkeler, psikologların Almanya’da Ph. D yapmasını kabul görmemiş, bu yüzden Leipzig’de Ph.D yapan çok az sayıda öğrenci olmuştur.
Wundt’un deneysel psikoloji enstitüsü üç kısım içermektedir; pratik ve teorik olarak görülen giriş kursu, araştırma çalışmaları ve kütüphane. Deneysel psikolojinin konularının üstesinden gelmek üzere niyetlenen insanlar, birçok farklı teorik backgroundla ve pratiksel deneyimle enstitüye gelmiştir. Tıp öğrencileri ve Ph. D için gelenlerin yanı sıra, felsefe öğrencileri, hatta hukukçular bile eğitim için gelmekteydi. Giriş kursunun temel amacı; deneysel çalışmanın spesifik yönlerini bu gruba tanıtmak, laboratuarda kullanılan temel aygıtları tanımak ve data toplamak için kullanılan çeşitli metotları tartışıp eleştirebilmekti. Her sömestr ayrı bir öğrenci grubu bu kursa katılmaktaydı. Pratik çalışmalar için laboratuar bünyesinde odalar bulunmaktaydı; psikofizyolojik araştırmalar için karanlık oda, çeşitli deneyler için kullanılan elektromanyetik aletlerin bulunduğu odalar ve kütüphaneyi kapsayan okuma odaları. Aletler temelde Wundt tarafından dizayn edilip sonradan yapılandırılmıştır. Bu aletler çeşitlice olup, hepsi elektromanyetiktir. Bazıları spesifik bir zamanda uyarıcı üretmek için dizayn edilmiştir. Araştırma yapılabilmesi için, bu aletlerle birlikte uygun ortam hazırlanılmıştır. Ayrıca Wundt’un bu enstitüsünde, araştırmaları tamamlamak adına iyi bir şekilde oluşturulmuş kütüphane bulunmaktaydı. Burada, psikolojide çeşitli alanlarda yayınlanan dergiler, tekniksel tezler, sözlükler ve psikolojiye dair birçok şey bulunmaktaydı.
Wundt, laboratuarında psikoloji adına yaptığı deneylerde fizyolojik yöntem kullanmıştır. Bu yeni bilimin öncelikle, şimdiye dek incelenen ve bir tür ampirik ve niceliksel şekle indirgenen araştırma problemleriyle ilgilenmesi gerektiğini düşünmüş, mevcut araştırma problemlerinin yayılması ve daha usule uygun olmasıyla ilgilenmiştir.
Van Biervliet, J. J. (1892). Experimental Psychology: Wundt's Institute at Leipzig. Revue de L'Instruction Publique (Superieure et Moyenne) en Belgique, XXXV, 181-190.
Nicolas, S. & Ferrand, L. (1999). Wundt’s Labroratory at Leipzing in 1891, History of Psychology, Vol. 2, No. 3, 194-203.
Makaleyi İngilizce'den tercüme eden ve özetleyen: Aynur Hikmetumut
Wundt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Wundt etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Kasım 2010 Cumartesi
Makale Özeti: WUNDT’S LABORATORY AT LEIPZIG IN 1891
Etiketler:
deneysel psikoloji,
elektromanyetik,
Wundt
Makale Özeti: A REPPRAISAL OF WILHELM WUNDT
Wilhelm Wundt, akademik ve resmi bir bilim olarak psikolojiyi kurmuştur. İlk dergiyi yayına hazırlayıp, ilk laboratuarı kurmuş, bir bilim olarak deneysel psikolojiye başlamıştır. Wundt’un deneysel psikolojiye başlamasından sonra, pek çok öğrenci onunla birlikte çalışmıştır ve bu kişiler psikolojiye önemli katkılarda bulunan kişiler olmuştur. Başlangıçta aynı fikir ve amaç uğruna birleşmiş olsalar da, psikolojide düşünce ekollerinin oluşumuna katkıda bulunmuşlardır. Wundt’tan sonra psikoloji tarihinde Wundt’un görüşlerini destekleyen olmasa da, yine de bir kurucu olarak onun öneminin azalması söz konusu değildir.
Wundt, bilimsel araştırma metotlarını psikolojiye uyarlamış ve psikolojinin temel dayanak noktasının ‘anlık yaşantılar’ (immediate experience) olduğunu kabul etmiştir. Wundt, doğa bilimlerinde olduğu gibi, bilinci en küçük parçalarına kadar analiz etmek istemiştir. Duyumlar ve hayaller arasında önemli bir fark olmadığını, çünkü hayallerin de beyin kabuğunun uyarılmasıyla oluştuğunu kabul etmiştir. Fizyolojik yönelimini korumuş ve bu iki deneyim arasında doğrusal bir uygunluğun olduğunu farz etmiştir. Ruh ve bedeni birbirine paralel, fakat birbirini etkilemeyen sistemler olarak ele almıştır. Ruh, bedene bağımlı değildir ve kendi başına araştırılabilir.
Bir deneyimi, onu yaşayan kişiden başkasının gözlemlemesinin doğru olmadığını düşünerek ‘içe bakış’ (introspection) yöntemini kullanmıştır; içe bakış koşulları, kişinin kendisinin üzerinde deneysel kontrolü tam olarak sağlama uygulamalarıdır. Wundt’un sistemi, zihnin kendi kendisini düzenleyebilme yeteneği üzerinde yoğunlaşmasından ötürü ‘iradecilik’ (voluntarism) olarak anılmış ve bu kavram, iradenin, bilincin içeriğini yüksek düzeyli düşünce süreçlerine doğru düzenleyebilme gücünü gösterir. Boring’ e (1950) göre, Wundt bu sisteme karşıdır. Mischel (1970) ise bunun aksine, Wundt’un psikolojisinde iradeciliğin birincil olduğunu yansıtmıştır. Wundt, kendi iç bakışsal yöntemlerinden yola çıkarak üç boyutlu duygu teorisini geliştirmiştir.
Yazar, Wundt’tan sonra bazı güncel trendleri ana hatlarıyla belirlemiş, Wundt’un psikolojisinin yeniden yapılandırılması adına Wundt’u detaylı olarak incelemiştir ve Wundtçu psikolojinin öncü olduğunu düşündüğü bazı trendlerden bahsetmiştir. Mesela, Wundt ve öğrencisi olan psikiyatrist Emile Kraepelin arasında iyi bir ilişki olduğunu ve Kraepelin’in şizofreniler üzerinde kurduğu ‘attentional’ teorinin, Wundtçu psikolojinin bir uygulaması olduğunu dile getirmiştir. Şizofrenik anormallikler, Wundt’un ‘apperception’ süreciyle açıklanmaktadır. Başka bir örnekte, Wundt’un oluşturduğu ve duygusal deneyimleri tanımlamak için geliştirdiği ‘3 boyutlu duygu teorisi’, teorilere öncü olmuş ve diğer teoriler buna paralellik göstermişlerdir. (Osgoods ve Schlosberg vb.)
Wundt, her zaman kendi sistemini başka ekollerin düşünceleriyle karşılaştırmıştır. Wundt’un bir bilimle iç içe olması şaşırılacak bir durum değildir çünkü anne ve baba tarafında aile üyeleri, zihinsel olarak aktif ve bilimle iç içe insanlardır. Bazı araştırmacılara göre (Bringman, Balance, Evans) Almanya’da hiçbir soy ağacında Wundt’un ailesi kadar zihinsel olarak aktif ve üretici bireyler yoktur.
Wundt, psikolojinin ana temasının bilinç deneyimleri olduğunu ve psikolojinin deneye dayanan bir bilim olduğunu savunmuştur. Tamalgı öğretisinin, yani zihinsel elementlerin organize edilme sürecinin (apperception), insanların bilinçli deneyimlerini açıklayabileceğini kabul etmiştir. Bilimsel ve deneysel psikolojiyi ortaya koyması ona saygınlık kazandırmış, modern bilimin teçhizatlarını psikolojiye sağlamıştır. Ancak onun popüler ve başarılı sistemine karşın 20.yy başlarında psikoloji kavramı değişmiş, Wundt’un çalışmaları anlamlılığını yitirmiştir. Ayrıca bu dönemde Almanya' da geştalt psikolojisi ve Avusturya' da psikanaliz Wundt' un sistemine gölge düşürüp, işlevselcilik ve davranışçılık Wundt' un etkisini yok etmiştir.
Blumenthal, A. L. (1975). A re-appraisal of Wilhelm Wundt. American Psychologist, 30,1081–1088.
Makaleyi İngilizce'den tercüme eden ve özetleyen: Aynur Hikmetumut
Wundt, bilimsel araştırma metotlarını psikolojiye uyarlamış ve psikolojinin temel dayanak noktasının ‘anlık yaşantılar’ (immediate experience) olduğunu kabul etmiştir. Wundt, doğa bilimlerinde olduğu gibi, bilinci en küçük parçalarına kadar analiz etmek istemiştir. Duyumlar ve hayaller arasında önemli bir fark olmadığını, çünkü hayallerin de beyin kabuğunun uyarılmasıyla oluştuğunu kabul etmiştir. Fizyolojik yönelimini korumuş ve bu iki deneyim arasında doğrusal bir uygunluğun olduğunu farz etmiştir. Ruh ve bedeni birbirine paralel, fakat birbirini etkilemeyen sistemler olarak ele almıştır. Ruh, bedene bağımlı değildir ve kendi başına araştırılabilir.
Bir deneyimi, onu yaşayan kişiden başkasının gözlemlemesinin doğru olmadığını düşünerek ‘içe bakış’ (introspection) yöntemini kullanmıştır; içe bakış koşulları, kişinin kendisinin üzerinde deneysel kontrolü tam olarak sağlama uygulamalarıdır. Wundt’un sistemi, zihnin kendi kendisini düzenleyebilme yeteneği üzerinde yoğunlaşmasından ötürü ‘iradecilik’ (voluntarism) olarak anılmış ve bu kavram, iradenin, bilincin içeriğini yüksek düzeyli düşünce süreçlerine doğru düzenleyebilme gücünü gösterir. Boring’ e (1950) göre, Wundt bu sisteme karşıdır. Mischel (1970) ise bunun aksine, Wundt’un psikolojisinde iradeciliğin birincil olduğunu yansıtmıştır. Wundt, kendi iç bakışsal yöntemlerinden yola çıkarak üç boyutlu duygu teorisini geliştirmiştir.
Yazar, Wundt’tan sonra bazı güncel trendleri ana hatlarıyla belirlemiş, Wundt’un psikolojisinin yeniden yapılandırılması adına Wundt’u detaylı olarak incelemiştir ve Wundtçu psikolojinin öncü olduğunu düşündüğü bazı trendlerden bahsetmiştir. Mesela, Wundt ve öğrencisi olan psikiyatrist Emile Kraepelin arasında iyi bir ilişki olduğunu ve Kraepelin’in şizofreniler üzerinde kurduğu ‘attentional’ teorinin, Wundtçu psikolojinin bir uygulaması olduğunu dile getirmiştir. Şizofrenik anormallikler, Wundt’un ‘apperception’ süreciyle açıklanmaktadır. Başka bir örnekte, Wundt’un oluşturduğu ve duygusal deneyimleri tanımlamak için geliştirdiği ‘3 boyutlu duygu teorisi’, teorilere öncü olmuş ve diğer teoriler buna paralellik göstermişlerdir. (Osgoods ve Schlosberg vb.)
Wundt, her zaman kendi sistemini başka ekollerin düşünceleriyle karşılaştırmıştır. Wundt’un bir bilimle iç içe olması şaşırılacak bir durum değildir çünkü anne ve baba tarafında aile üyeleri, zihinsel olarak aktif ve bilimle iç içe insanlardır. Bazı araştırmacılara göre (Bringman, Balance, Evans) Almanya’da hiçbir soy ağacında Wundt’un ailesi kadar zihinsel olarak aktif ve üretici bireyler yoktur.
Wundt, psikolojinin ana temasının bilinç deneyimleri olduğunu ve psikolojinin deneye dayanan bir bilim olduğunu savunmuştur. Tamalgı öğretisinin, yani zihinsel elementlerin organize edilme sürecinin (apperception), insanların bilinçli deneyimlerini açıklayabileceğini kabul etmiştir. Bilimsel ve deneysel psikolojiyi ortaya koyması ona saygınlık kazandırmış, modern bilimin teçhizatlarını psikolojiye sağlamıştır. Ancak onun popüler ve başarılı sistemine karşın 20.yy başlarında psikoloji kavramı değişmiş, Wundt’un çalışmaları anlamlılığını yitirmiştir. Ayrıca bu dönemde Almanya' da geştalt psikolojisi ve Avusturya' da psikanaliz Wundt' un sistemine gölge düşürüp, işlevselcilik ve davranışçılık Wundt' un etkisini yok etmiştir.
Blumenthal, A. L. (1975). A re-appraisal of Wilhelm Wundt. American Psychologist, 30,1081–1088.
Makaleyi İngilizce'den tercüme eden ve özetleyen: Aynur Hikmetumut
4 Kasım 2010 Perşembe
Makale Özeti: WUNDT, VÖLKERPSYCHOLOGIE, AND EXPERIMENTAL SOCIAL PSYCHOLOGY
Wundt, modern deneysel ve bilimsel psikoloji disiplininin resmi kurucusu olarak bilinmektedir. Wundt psikolojisi, doğa bilimlerinin deneysel metotlarını kullanmış ve bu bilimsel metotları psikolojiye uyarlamıştır. Her ne kadar psikoloji laboratuarını kurup, çalışmalarını deneysel olarak sürdürdüyse de; tüm çalışmaları bununla sınırlı kalmamıştır. Wundt, deneysel psikoloji ve kültürel psikolojiyi (Völkerpsychologie) birbirinden ayırmıştır.
Bilişselliğin, duygunun ve davranışın sosyal formlarını korumuş, sosyal psikolojinin konusunu meydana getirmiştir ve 10 ciltlik Völkerpsychologie kitabıyla bu olguyu açıklamıştır. Kültürel psikoloji; dilde, sanatta, efsanelerde, gelenek ve göreneklerde, kanunlarda ve ahlakta kendisini gösteren üst düzey zihinsel ve psikolojik süreçlerin incelenmesini konu edinir. Kültürel psikoloji, yaşam deneyimlerinden çıkan betimleyici gözlemlere dayanmaktadır. Wundt, psikolojinin amacının, basit ve karmaşık psikolojik olguların her ikisini de anlamak olduğunu söylemiştir. Bu iki alan birbirini tamamlayıcı olarak gerekmektedir. Wundt’a göre, daha basit zihinsel işlevler laboratuar çalışmalarıyla incelenebilir. Bu alanlar; duyum ve algı, dikkat, duygu, tepki ve çağrışım vb. Wundt bu işlevsel süreçleri incelemek adına ‘içe bakış’ (introspection) yöntemini kullanmıştır. Bu metotta, deneysel yeterlilik sağlamak için bazı kurallar bildirmiştir; gözlemciler sürecin başlayacağı uygun anı belirleyebilmek zorundadır, gözlemciler hazır ol durumunda olmalıdır, gözlemin tekrarı mümkün olmalıdır ve deneysel koşullar değişikliklere elverişli olmalıdır. Ancak Wundt, daha yüksek zihinsel süreçlerin araştırma yoluyla incelenemeyeceğini çünkü bu süreçlerin, kültürel eğilimin diğer yönleri ve dil alışkanlıkları tarafından belirlenmiş olduğunu dile getirmiştir. Bu sebepten dolayıdır ki Wundt, sosyoloji, antropoloji ve sosyal psikolojinin deneysel olmayan yaklaşımlarıyla ancak yüksek düzeyli düşünme süreçleri incelenebileceğini düşünmüştür. Daha çok doğal bilimlerden aktarılan teknikler kullanılarak psikolojik sorunlara yönelmiştir. Sosyal ve kültürel faktörler analizlere dâhil edilmeyip, göz ardı edilmiştir.
Sosyal güçlerin, yüksek düzeyli karmaşık zihinsel süreçlerin gelişiminde büyük rol oynadıkları iddiası doğrudur. Wundt, kendi teorik durumuna ve metodolojik uygulamalarında tutarsızlık oluşturup, zihinsel süreçlerin deneysel olarak incelenmesinin mümkün olmadığını dile getirmiştir. Fakat daha sonra Wundt’un, zihinsel süreçlerin deneysel olarak incelenmesinin imkânsız olduğu düşüncesi çürütülmüştür.
Greenwood, J. D. (2003) Wundt, Völkerpsychologie, and Experimental Psychology History of Psychology, 6, 70–88
Makaleyi İngilizce'den tercüme eden ve özetleyen: Aynur Hikmetumut
Bilişselliğin, duygunun ve davranışın sosyal formlarını korumuş, sosyal psikolojinin konusunu meydana getirmiştir ve 10 ciltlik Völkerpsychologie kitabıyla bu olguyu açıklamıştır. Kültürel psikoloji; dilde, sanatta, efsanelerde, gelenek ve göreneklerde, kanunlarda ve ahlakta kendisini gösteren üst düzey zihinsel ve psikolojik süreçlerin incelenmesini konu edinir. Kültürel psikoloji, yaşam deneyimlerinden çıkan betimleyici gözlemlere dayanmaktadır. Wundt, psikolojinin amacının, basit ve karmaşık psikolojik olguların her ikisini de anlamak olduğunu söylemiştir. Bu iki alan birbirini tamamlayıcı olarak gerekmektedir. Wundt’a göre, daha basit zihinsel işlevler laboratuar çalışmalarıyla incelenebilir. Bu alanlar; duyum ve algı, dikkat, duygu, tepki ve çağrışım vb. Wundt bu işlevsel süreçleri incelemek adına ‘içe bakış’ (introspection) yöntemini kullanmıştır. Bu metotta, deneysel yeterlilik sağlamak için bazı kurallar bildirmiştir; gözlemciler sürecin başlayacağı uygun anı belirleyebilmek zorundadır, gözlemciler hazır ol durumunda olmalıdır, gözlemin tekrarı mümkün olmalıdır ve deneysel koşullar değişikliklere elverişli olmalıdır. Ancak Wundt, daha yüksek zihinsel süreçlerin araştırma yoluyla incelenemeyeceğini çünkü bu süreçlerin, kültürel eğilimin diğer yönleri ve dil alışkanlıkları tarafından belirlenmiş olduğunu dile getirmiştir. Bu sebepten dolayıdır ki Wundt, sosyoloji, antropoloji ve sosyal psikolojinin deneysel olmayan yaklaşımlarıyla ancak yüksek düzeyli düşünme süreçleri incelenebileceğini düşünmüştür. Daha çok doğal bilimlerden aktarılan teknikler kullanılarak psikolojik sorunlara yönelmiştir. Sosyal ve kültürel faktörler analizlere dâhil edilmeyip, göz ardı edilmiştir.
Sosyal güçlerin, yüksek düzeyli karmaşık zihinsel süreçlerin gelişiminde büyük rol oynadıkları iddiası doğrudur. Wundt, kendi teorik durumuna ve metodolojik uygulamalarında tutarsızlık oluşturup, zihinsel süreçlerin deneysel olarak incelenmesinin mümkün olmadığını dile getirmiştir. Fakat daha sonra Wundt’un, zihinsel süreçlerin deneysel olarak incelenmesinin imkânsız olduğu düşüncesi çürütülmüştür.
Greenwood, J. D. (2003) Wundt, Völkerpsychologie, and Experimental Psychology History of Psychology, 6, 70–88
Makaleyi İngilizce'den tercüme eden ve özetleyen: Aynur Hikmetumut
Etiketler:
bilişsel psikoloji,
deneysel psikoloji,
Wundt,
zihinsel süreçler
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
