10 Aralık 2010 Cuma

Makale Özeti: Hümanist Psikanalizin Marx'ın Teorisine Uygulanması

Marksizm’in ilgi alanı insandır. Hedefi insancıllıktır ve insanın gizli kalmış yeteneklerinin tümünün ortaya çıkarılmasıdır. Bu yüzden Marksizm, Hümanizmdir.
Marx, insanları maddi çıkarların kıskacından kurtararak, özgürlüklerine kavuşmalarını hedeflemiştir. Marx’ın eserlerinde pek çok psikolojik kavram olmasına rağmen, hiçbir psikoloji teorisi yoktur. Bu eksikliğin nedeni; Marx’ın yaşadığı yıllarda insan sorunlarına uygulanabilecek dinamik psikolojinin olmamasıdır.
Psikanaliz bir dinamik psikolojidir. İnsanın davranışlarını ve duygularını harekete geçiren ruhsal sebeplerle ilgilenir. Marxist düşüncenin daha iyi anlaşılabilmesi için; bu ruhsal süreçlerin ve insanların ihtiyaçlarının anlaşılması gerekir. Bundan dolayı Marxist teorinin insanı açıklayan bir psikolojik teoriye ihtiyacı vardır.
Hümanist psikanalizin ilgilenmesi gereken ana sorunlardan ilki toplumsal karakter sorunudur. Marx’ın teorisinde temel ile üst yapı arasındaki ilişkinin özellikleri yeterince açıklanmamıştır. Bir dinamik psikoloji teorisi, önce toplumun toplumsal karakter ürettiğini ve sonra da ondan beslenen fikirleri geliştirip onlara tutunmaya eğilimli olduğunu gösterebilir. Fromm’a göre toplumsal karakter; sosyo-ekonomik yapı ile toplumda yaygın olan fikir ve idealler arasında aracı durumundadır.
Toplumsal karakter kavramı, toplumun insan enerjisini amaçları için nasıl kullandığını açıklayabilir. Kapitalist toplumlar üretim çarkını döndürebilmek için tüketen insanlara ihtiyaç duyar ve buna göre karakterler oluştururlar. “tüketen insan” karakteri ruhsal sıkıntılarından kurtulmak için aşırı yemeye, aşırı alış verişe ve alkolizme yönelirler.
Marx’ın gayesi insanların çok sahip olduğu veya çok tükettiği bir toplum değildi. Onun gayesi insanın çok var olabildiği bir toplumdu. Fakat kapitalist ülkeler sosyalizmin, hümanist özünden uzaklaşmasına sebep olmuştur. Hümanist sosyalizmin amacı, insanın gelişimine hizmet edecek bir toplum kurmaktır. Bu toplum, içinde insanların yaşamasına ve gelişmesine uygun bir yapı olan sanayi toplumu biçimidir.
Toplumsal karakter gibi bilinçaltı da toplumsal bir olgudur. İnsanların yaşadıklarının bilinçaltından bilince yükselmesine izin vermeyen bir “toplumsal süzgeç” vardır. Bu süzgeç; dil, mantık ve toplumsal tabuları kapsar. Freud’a göre bastırılan en önemli konu cinsellik olsa da; Fromm, insanın en büyük korkusunun toplumdan dışlanmak ve hemcinslerinden kopmak olduğunu savunmuştur.
Marksistler genellikle, insanın davranışlarına yön veren güdünün ekonomik etkenler olduğunu kabul etmişlerdir. Ama psikanalistler bu anlayışı doğrulamamışlardır. Toplum insanlardan oluşur ve her kişi duygu ve enerji dolu potansiyellerle donanmıştır. Toplum tarafından insanın içsel ihtiyaçları karşılanmıyorsa insanlar bu ihtiyaçları bastırırlar. Ve bu bastırma da insanın aslını bozar, onu parçalara ayırır.
Sonuç olarak, Marx teorisinde “insanın özü ve doğası” sorununu çözüme ulaştıramamıştır. Bu yüzden Marksizmin psikolojik teorilere ihtiyacı vardır.


Fromm, E. Hümanist Psikanalizin Marx'ın Teorisine Uygulanması

Makaleyi özetleyen: Duygu Uzuner

Hiç yorum yok: